Askeri Yargıyı Lağvetmedikçe – Mehmet Altan

Posted on Kasım 27, 2010

0



Çok çabuk unuttuk ama… Rahmetli Turgut Özal, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Necdet Öztorun’u, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Üruğ’un görevi kendisine devredeceğine…

… ilişkin davetiyeleri YAŞ kararlarından önce dağıttığı gerekçesiyle görevden almıştı.

Ama daha sonra “askeri vesayeti” bir daha geriye dönüşü olmayacak bir biçimde hukuksal olarak da tasfiye etmediği için 28 Şubat’ı da, 27 Nisan’ı da yaşadık.

12 Eylül rejiminin yaşamaya devam ettiği bir ülkede, normalleşmeye giden çok olumlu adımların sistemli bir demokrasiye dönüşmesi ancak çok radikal hukuksal mevzuat değişimiyle olur.

Örneğin, emir-komuta zincirine dayalı “mahkeme” görünümünde ama mahkeme ile alakası olmayan, örneği de yeryüzünde bulunmayan “askeri yargıyı” Türk siyasal sistemi neden tasfiye etmez, bir türlü anlamam… Son olarak yapılan kısmi anayasa değişim paketine neden bu maddeler konmadı, doğrusu onu da bilemiyorum…

***

Bizdeki askeri yargının nasıl bir garabet olduğunu iyice hatırlatmak üzere, “askeri yargı mensubu” bir okurun bir süre önce yazılmış olan mektubundaki tespitlerini yeniden seslendirmekte büyük fayda var galiba…

“1. Stratejik yargı reformunda askeri mahkemelerin kışla dışına çıkartılması gerektiği, askeri mahkemelerdeki yargılamaların kamuya açık olması gerektiği, bu sebeple herkesin askeri mahkemelere rahatlıkla girip çıkması için bunun yapılması açık iken birçok askeri mahkeme halen kışla içerisinde yer almaktadır.

2. Askeri hâkimlerin atamalarıyla ilgili taslak Milli Savunma Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı tarafından üçlü kararname ile imzalanarak atamalar yapılmaktadır. Askeri hâkimlerin atamalarının kuvvet komutanlığında hazırlanması hâkimlik teminatı ve bağımsızlığına aykırıdır.

3. Askeri mahkemelerin bina, personel, araç, telefon, kırtasiye vb. tüm ihtiyaçları teşkilatında bulundukları komutanlık tarafından karşılanmaktadır. Askeri hâkim ve savcılar soruşturma ya da yargılama ihtimalleri bulunan asker kişiler ile bu anlamda ilişki kurmak zorunda kalmaktadır. Ya da bu ihtiyaçların karşılanması hususu komutanlık tarafından bir baskı unsuru olarak kullanılabilmektedir.

4. Askeri hâkimler asker kişi olmaları nedeniyle üniforma giymektedirler, bu olgu özellikle yargılama sırasında astların üzerinde baskı unsuru oluşturabilmektedir. Askeri hâkimin kendisinden üst rütbede olması durumunda sanıkların esas duruşta savunma yapmaları gibi komik durumlar yaşanmaktadır. Askeri hâkimler görevleri sırasında sivil kıyafet giymeleri adil yargılanma prensibi anlamında zorunluluktur.

5. Dış kaynaktan alınan askeri hâkimler Kara Harp Okulunda 6 ay süre askerlik eğitiminden geçirilerek bir anlamda mesleğe başlamadan burunları sürtülmektedir.

6. 357 sayılı Kanun kapsamında staj bitiminde askeri hâkimler 3 yıl süre ile yardımcı olarak atanmakta olup, 3 yılın sonunda yeterli görülmeyenler eski sınıflarına iade olunur ya da başka sınıflara geçirilir şeklinde bir hüküm bulunmaktadır. Hâkimin yardımcısı gibi garip bir nitelendirmeyle askeri hâkimler mesleklerinin ilk üç yılında adeta hukuken tehdit edilmektedirler. Sivil hâkimlerde bulunmayan bu hüküm askeri hâkimlere askeri bürokrasinin biçtiği bir vaziyet olarak hala uygulanmaktadır.

7. Askeri hâkimler kuvvet komutanlığı tarafından adli müşavir ya da disiplin subayı olarak kürsü dışında görevlendirilerek bir anlamda cezalandırılabilmektedir.

8. Askeri hâkimlere 353 sayılı kanunun ek 10’uncu maddesi gereğince tatbikat ve manevralar gibi faaliyetlere katılma görevi komutanlar tarafından verilebilmektedir.

9. Soruşturma emri diye bir kavram olmadığı halde Askeri Adalet İşleri Başkanlığı’nın genelgesi ile kanuna aykırı olarak askeri savcılara komutanların soruşturma emri vermediği suçlarda soruşturmaya başlanılmaması talimatı verilmiştir. Askeri savcının bir askerin dövüldüğünü görmesi durumunda bile soruşturmaya başlayamaması anlamına gelen bu genelgenin hukuki geçerliliği ve askeri savcıları pasifize edip komutanları ön plana çıkardığı durumun garipliği ortadadır. Askeri savcılar sivil savcılar gibi suçlara resen müdahale edebilmeli ve soruşturmalara derhal başlayabilmelidir…”

***

Askeri yargının ne olduğunu bizzat bir askeri yargı mensubunun ağzından yeniden işittik…

Ama yapılması asıl gereken “tadilat” değil, “mahkeme olmayan mahkeme” konumundaki askeri yargıyı tümden lağvetmektir…

Bunu zamana yaymak yerine hızlıca çözmek çok daha isabetli olur…

Reklamlar
Posted in: Eleştiri