Mutluluk Bankası Veri Topluyor

Posted on Haziran 7, 2006

2



Yazarlar, psikologlar, biyoenerjiciler, bilim adamları dünyanın mutlu olması için el ele verdi.
Hollanda Araştırma Vakfı’nın sponsor olduğu bankada 112 ülkenin bilgileri var. Mutluluğun öğrenilebilir olduğuna inanan uzmanlar, pozitif psikolog yetiştiriyor. Araştırmalara göre eski komünist ülkeler mutsuz, Batılılar daha mutlu. Verilere göre; mutlulukla, güven ve bağışlama arasında doğrudan bağlantı var.
Mutlulukla ilgili her türlü bilgiye, bilimsel araştırmaya ve bilim adamına ulaşabileceğiniz bir banka var artık. Toplam 112 ülkenin verilerini içeren bankanın ismi ‘World Database of Happiness’.

Mutluluğun kitabını yazan ve kitapları dünya çapında milyonlar satan ABD Pennsylvania Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi ve Amerikan Psikoloji Cemiyeti’nin eski Başkanı Prof. Martin Seligman, pozitif düşüncenin öğrenilebilir olduğunu savunuyor.

Seligman’ın, dünya çapında yankı uyandıran en önemli kitapları ‘Learned Optimism’ ve ‘Authentic Happiness’ insanlara mutlu olmayı öğretiyor. Bugüne kadar 20 kitap ve 200 makale yazmış olan Seligman’ın en çok satan kitabı ise 2002 yılında piyasaya çıkan Authentic Happiness. Prof. Seligman’ın en önemli amacı ise, özellikle insanlara pozitif düşünceyi aşılamak.

Bu amaçla kendini pozitif psikologlar yetiştirmeye adamış. Çünkü Seligman’a göre pozitif düşünen bilim adamları sayesinde dünya daha mutlu bir dünya haline gelebilir… Uzmanlara göre, pozitif psikoloji tedavi edici değil ama önleyici bir dal. Böylece birçok psikolojik travma engellenmiş olacak.

Mutluluk çalışmalarını kaydediyoruz
Dünya Mutluluk Veri Bankasında da Prof. Seligman’ın mutlulukla ilgili bugüne kadar yapmış olduğu pek çok bilimsel çalışmaya rastlamak mümkün. Mutlulukla ilgili her türlü çalışmayı yıllardır kaydettiklerini vurgulayan Dünya Mutluluk Veri Bankası Başkanı Prof. Dr. Ruut Veenhoven, Şu an veri bankamızda mutlulukla ilgili 1945-2002 yılları arasında tam 112 ülkede yapılmış 2165 bilimsel araştırmanın sonuçları bulunuyor. Mutluluk ve pozitif düşüncenin, optimizm, güven ve bağışlama gibi bazı ‘şekilleri’ arasında bir bağlantı olduğunu gösteren pek çok çalışma var. Ancak, pozitif düşüncenin insanı ne kadar mutlu ettiğine, mutluluğun ise pozitif düşünceye ne kadar katkısı olduğuna dair henüz net bir bilgi yok diyor.

Bu bankanın insanların mutluluklarıyla, hayattan zevk aldıkları şeylerle ilgilendiğini ve bu yönde yapılan bilimsel araştırmaları kaydettiğini belirten Prof. Veenhoven, Mutluluğun oranı her ülkeye göre değişiyor. Yani ülkeler arasında net ve her zaman varolan farklılıklar var. Bu sıralar yapılan araştırmalarda zengin batı ülkelerinde mutluluk oranının en yüksek olduğu, eski komünist ülkelerde ise bu oranın en düşük seviyede olduğu görülüyor. Ülkeler arasındaki bu farklılıklar kısmen pozitif düşünceyle bağlantılı olabilir. Ancak bu farklılıklar büyük ölçüde ekonomik ve politik faktörlerle ilgili oluyor diyor.

Veenhoven’in bize anlattıklarına göre mutluluk bankası, insanlara en yeni bilimsel araştırmalarla, araştırma sonuçlarıyla, farklı ülkelerdeki insanların ne kadar mutlu olduklarıyla, mutlu ve mutsuz insanların ne gibi karakteristik özelliklere sahip olduklarıyla ilgili bilgiler sunuyor. Dünya Mutluluk Veri Bankası, Rotterdam Erasmus Üniversitesi’nin bir araştırma projesi. Sponsoru ise Hollanda Araştırma Vakfı.

Kendini eleştir
Dünyada var olan insanları mutlu kılma çabaları Türkiye’de de var. Psikolog Dr. Ali Rıza Tanaltay’a göre, gelişmişlik gibi gördüğümüz teknolojik ilerlemeler, aslında insanları sıkıntıya düşürüyor. Pozitif psikolojiye sahip olmak için önce negatif duyguların tarif edilip onlardan uzaklaşmanın çarelerine bakmak gerektiğine dikkat çeken Tanaltay, İnsanlar bu kadar sıkılınca, bu handikaplar birbirimize bulaşıyor. Biz negatifliği öğrenilmiş davranış olarak düşünebiliriz. Bir genç, çocukluktan orta yaşlara kadar, ailesinden ve çevresinden 18 bin negatif sözcük duyarken, pozitif olarak duyduğu sözcük sayısı sadece 18.

Pozitif olmak için aklın kullanılmaya başlamasıyla birlikte yapılması gerekenler var. İlk kural, negatif olduğunu kabul etmekten geçiyor. Düzeltmenin ilk yolu da negatif yönleri not etmek. Hatta tanıdıklarımıza ‘kırılmadan ve alınmadan- not ettirmek. Ardından bunları kabul ediş süreci başlıyor.

Tanaltay şunları söylüyor: Bu kabul edişin sonrasında negatif düşünme zincirinin kırılması gerekiyor. Öncelikle kabul etmeyi bilen kişi, negatif düşünce ve tavırları sergiledikten sonra sükûnete ulaşmayı beklemeli.

Sükunet halini ise meditasyonla bulabilmek mümkün. Meditasyon, her yaşta herkesin yapabileceği bir şey. Önemli olan iç sesin kötü olanını susturmak ve sessizliği yakalamak. Evrendeki düzene uyum sağlamak, pozitif olmak açısından önem taşıyor.

Sabahları duş alın
Prof. Dr. Nursel Telman’ın kaleme aldığı, ‘Pozitif Düşüncenin Sihirli Gücü’ adlı kitapta ise pozitif enerjiyi kazanma egzersizleri anlatıyor. Prof. Telman’a göre, insanı harekete yönelten pozitif enerjidir. İnsan hedefler dahilinde harekete eder. Kendisinin benimsediği hedeflere ulaştığı zaman beynindeki ödül merkezi uyarılır. Bu merkezin uyarılması serotonin salgılanmasını, bu da pozitif enerjinin artmasını sağlar. Başarmanın arkasında pozitif enerji yatar, çünkü pozitif enerji performans artırır.

Prof. Telman, pozitif enerjiyi artırmak için su uygulamalarının yapılması tavsiye ediyor: Biyoenerjiyi artırma egzersizi olarak sabah kalktığımızda duş alma alışkanlığını edinmeliyiz. Türkiye’deki genel alışkanlığımız gece duş alıp yatmadır. Sabah almanızı tavsiye ettiğimiz duşta, (saçın ıslatılması gerekmez), pozitif enerjiyi artırmak için su uygulamalarının yapılması tavsiye ediyor: Biyoenerjiyi artırma egzersizi olarak sabah kalktığımızda duş alma alışkanlığını edinmeliyiz. Türkiye’deki genel alışkanlığımız gece duş alıp yatmadır. Sabah almanızı tavsiye ettiğimiz duşta, (saçın ıslatılması gerekmez) suyu üzerinizden akıtırken, suyun duşta bıraktığı hoş duyguya konsantre olmalısınız. Bu, vücuttaki pozitif enerjiyi artırır. Zira vücutta en çok enerji harcayan organımız beyindir. Onu bir şeye özellikle kendi duygumuza kilitlediğimiz zaman, onun enerji harcamasını minimize etmiş oluruz. Bu, bir çeşit meditasyondur.

Sabahları bu egzersizi yaparak işe başlandığı zaman, ilk saatte karşılaşılan performans düşüklüğünün önüne, artırmış olduğumuz enerjiyle geçmeniz mümkün olabilir. İnsan vücudunda programlanmış, otomatik olarak çalışan sistemler vardır. Bunlar homoestasis ve biyoritimdir. Uykunun ya da açlığın alışılmış bir saatte hissedilmesi gibi, vücudumuzdaki kimyasalların değişimi de programlanmış bir sistem dahilinde tekrarlanır. Bu sistemi değiştirmek, yeni periyotlara oturtmak, bir zaman süreci içinde, egzersizle mümkün olabilir. Enerjiyi artırıcı bir dakikalık egzersizi yapanların, işe başladıkları sabah 07.00’de enerji seviyelerinin, saat 10.00 civarındaki enerji seviyesine ulaştığını görüyoruz. Bu durumda insan içinde hiç tükenmeyecek bir enerjinin itişini hisseder. Yüksek enerji ile başlanan işin yapılması çok daha kolay olur. Ayrıca, birey kolayca başardığı bir işin yapılması sürecinde de zevk alır.

KAYNAK:Tempo Dergisi

Reklamlar
Posted in: Uncategorized