Sorun damlalarından, sorun okyanusları çıkarıyoruz

Posted on Mayıs 25, 2006

0



Elli defa devrilen bir güreşçi, artık hep devrileceğini sanır. Kimse 30 gün sonra yağmur yağıp yağmayacağından emin de­ğildir; ama 30 gün sonra sabahın mutlaka Güneşle birlikte aydın­lanacağını biliriz; çünkü Güneşi her sabah orada görerek emin olduk.
 
Bugünkü olumsuz inançlarımızın temelinde geçmiş tecrübe­lerimiz gizleniyor. Yıllardır yaptıklarımıza razı olursak, yıllarca ne­ler yapacağımızı belirleriz. Eğer geçmişin şimdiki gününüzü ve inançlarınızı belirlemesine izin veriyorsanız, bu yolla geleceğinizi de belirlemiş oluyorsunuz; çünkü insan nasıl yaşarsa, öyle yaşa­maya davam eder ve nasıl devam ederse öyle ölür. Gelecek, var­lığını geçmişe dayandırır. Kendi akışına terk edildiğinde, kötü geçmiş kötü gelecek; iyi geçmiş de, iyi gelecek üretecektir. Gidişat iyiyse, harika; ama değilse, çizgiyi hemen şimdi kırmak zorundayız.
 
Ondan nefret ediyorsunuz; çünkü yıllardır küçük hatalarına odaklandınız ve odaklandıkça büyüdüler. Korkuyorsunuz; çünkü önce karanlıktan, sonra gölgeden tedirgin oldunuz; böcekten çekindiniz ve gün geldi korkunuz dev gibi bir ağaç oldu. Çin işkencesidir bu; insanı sabit bir yere bağlarlar ve başının üstüne koydukları depodan, her saniye bir damla suyun başının tepesi­ne damlamasını sağlarlar. İlk sıralar suyun damlayışı eğlencelidir; ama 600 veya 800 damladan sonra işin rengi değişir. Her dam­la su, insanın beynine balyoz gibi iner. Sonunda kafa kemiği çat­lar.

 

Pek çok insanın yaşadığı depresyon patlamasının altında, su damlası kadar ince, basit ve hafif problemler vardır; ama o problemlerin binlerce kez zihinlerinden geçmesine izin verirler. Altın­ca inledikleri acının gerçek dünyada var olmadığının, sadece kendi zihinlerinde üretildiğinin farkında değiller. Dertlerini anlat-‘Klarında, ne kadar küçük problemlerin onları tank gibi ezdiğine işarsınız. Oysa gülüp geçilecek kadar basit olduğunu gördüğünüz o problemleri, aynı süreklilikle siz de yaşasaydınız, aynı pat­lama sizin dünyanızı da kuşatacaktı.
 
Adam, istediği televizyon kanalını açmadı diye eşini öldür­müştür. Bir köylü, komşunun çocuğu, horozunu kovaladı diye çocuğu öldürmüş, çıkan kan davası üzerine iki aileden dört kişi ölmüştür. Bir tane dersi zayıf geldi diye küçük kız intihar etmiş­tir. Ev yansa, deprem olsa, dağlar patlasa, bir cana değer mi? Asıl sorun, yılların içinde damla damla biriktirilmiştir. Sorun damlalarından, sorun okyanusları çıkarıyoruz.
 
 
Reklamlar
Posted in: Uncategorized