Hayat Neler Öğretti Size

Posted on Mart 22, 2006

0



Müzisyen-reklamcı Feridun Hürel‘e sormuşlar; Hayat neler öğretti size bugüne kadar diye. O da döktürmüş:

Hayatta

– Yaratıcılığın en büyük zenginlik olduğunu…
– Yaşama sanatını(nihayet!)…
– Yaşama sanatını 49 yaşında öğrenmekle neler kaçırdığımı…
– Yaşama sanatını öğrenmenin, yemekleri yavaş yemekle başladığını…
– Ağır ağır, yavaş yavaş, sindire sindire yaşamak gerektiğini…
– İnsanın temel görevinin, mutlu yaşamayı öğrenmek olduğunu…
– Hedefin değil, yolun önemli olduğunu…
– Yemek yemenin, doymaktan daha önemli olduğunu…
– Arzulamanın elde etmekten daha önemli olduğunu…
– Sevişmenin orgazmdan daha önemli olduğunu…
– Tek gerçeğin yaşanılan an olduğunu…
– Aynı pencereden bakmanın değil, o pencereden aynı şeyi görmenin önemli olduğunu…
– Her şeyin ama her şeyin bir bedeli olduğunu…
– Aşkın, yaşanırsa biteceğini…
– Birine aşık olduğunuzda, aslında aşık olduğunuz şeyin, ona yüklediğiniz anlam olduğunu…
– Aşkın, arzulamak, ama kavuşamamak olduğunu…
– Aşkı, menfaatlerin doğurduğunu…
– Aşkın sevgiyle alakası olmadığını…
– Dünyada bugüne kadar söylenmiş bütün "Seni seviyorum"ların onda dokuzunun yalan olduğunu
– Aşkın bir nevi hastalık sayılması gerektiğini
– Aşkta kadınların acımasız olduğunu…
– Kadınların aşk için(aşıkları için değil!) feda etmeyecekleri hiçbir şeyin olmadığını…
– Aşk konusunda, herkesin mutlaka bir yerde yalan söylediğini…
– Aşk acısı çekmemek için sevgilinin fotoğrafını bilgisayara yükleyip, photoshop programında 30 yaş ihtiyarlatmanın yeterli olduğunu…
– İnsan ilişkilerinin binlerce yıldır pek değişmediğini; en az değişenin ise aşk olduğunu…
– Kaybedilen bir kadının bir daha asla elde edilemeyeceğini…
– Kadınların, öğrencilikte ve iş hayatında ve hayatın geri kalanında erkeklerden daha başarılı olduğunu…
– Kadınların asla öğrenilemeyeceğini…
– Kadınların asla değiştirilemeyeceğini…
– En yüce duygunun annelik olduğunu…
– Anne olabildikleri için kadınların erkeklerden daha şanslı olduklarını…
– Kadınların ihtiraslı olduğunu…
– İhtirasın tehlikeli olduğunu…
– Güzel bir kadından daha güzel, daha seyredilesi, daha değerli bir şeyin doğada mevcut olmadığını…
– Güzelliğin -geri alınmak üzere- insanlara verilmiş en büyük armağan olduğunu…
– Sadakatin pamuk ipliğinden yapıldığını, bunu güzellerin daha iyi bildiğini ve bu yüzden ilişkilerinde daha az güven duyduklarını…
– Paranın değil, güzelliğin her kapıyı açtığını…
– Kalabalıktaki yalnızlığın, ıssız ada yalnızlığından daha kötü olduğunu…
– "At binenin; kılıç kuşananın" sözündeki gerçeği çok az kişinin kavrayabildiğini…
– Her şeyin boş olduğunu…
– "Her şeyin boş olduğu" gerçeğini herkesin bildiğini ancak, çok az kişinin kavrayabildiğini…
– Her şeyin bir oyundan ibaret olduğunu…
– İnsanların en çok, saygı duyulmaya ihtiyacı olduğunu, ancak en az gayreti de bunun için gösterdiklerini…
– Öğrenmekten çok, öğretmeyi sevdiğimizi…
– Her insanın, doğduğu andan itibaren öğrenmekle yükümlü olduğunu; öğrenme çabası göstermeyenlerin, doğaya karşı görevlerini yapmadıklarını…
– Mezarlıkları gezmenin bazen okula gitmekten daha öğretici olduğunu…
– Yeteneksizliğin kabahat olmadığını ama bilgisizliğin ve öğrenmeye çalışmamanın en büyük kabahat olduğunu…
– Yeteneksizliği ve bilgisizliği örtmenin en kolay yolunun, tenkit etmek olduğunu…
– Sanıldığından daha çok yalan söylendiğini…
– Sağlığını yitirmekten sonra, insanın başına gelebilecek en büyük ikinci felaketin yaşlanmak olduğunu…
– Ruhların asla yaşlanmadığını…
– Bedenle ruhun aynı yaşta olmamasının çok büyük acı verdiğini…
– Abartılı konuşanların ve inandırıcı olmak için daha çok gayret gösterenlerin, muhtemelen yalan söylediğini…
– Geleceğin, tarihte yazılı olduğunu; akıllı insanların tarihe bakarak geleceği yönlendirebileceklerini; ancak çoğu zaman insan ömrünün buna yetmediğini..
– İnsana dair hiçbir şeyin beni şaşırtamayacağını…
– İnsanların doğaya aykırı ve onu hak etmiyor olduğunu…
– Birinin heykelinin, o öldükten sonra dikildiğinde, ona değil, dikene yarar sağladığını…
– Paraya ve üne çok az kişinin hayır diyebileceğini…
– Kötü olmanın kolay, iyi olmanın çok zor olduğunu…
– En kötü duygunun pişmanlık olduğunu…
– Hiçbir menfaati olmadığı insanları övenlerin, onlara iltifat edenlerin, gerçek iyiler olduğunu…
– En güzel görüntünün, el ele yürüyen çok yaşlı bir çift olduğunu…
– En güzel ikinci görüntünün, torununu seven dede olduğunu… öğrendim…

BİR DE, BÜTÜN ÖĞRENDİKLERİMDEN ŞÜPHELİ OLDUĞUMU ÖĞRENDİM !…

Bu yazı; Zeynep arkadaşım tarafından bana e-posta olarak gönderilmiştir. Bu sitenin okurları ile paylaşmaktan çok mutluyum. Feridun HÜREL’e de içindekileri çok güzel döktürdüğü için

Teşekkürler.

Reklamlar
Posted in: Books